Sinan YÜCE

“Yeni Nesil” Birkaç Dolar İçin

Bir şeyin nasıl yapıldığını görmeniz-duymanız (sözde bilmeniz) ile o işi yapabilmeniz arasında rasyonel farklar vardır.

Tarihte bilinen birçok örneği vardır. En basit örneği ile balta ile kışlık odun çıkarmanın nasıl yapıldığını bilmeyenimiz yoktur. Ancak o baltayla ağaçları yanacak odun haline getirmek ciddi bir iş gücü ister. Emek ister. Ter ister. Çoğu yorumcunun aslında (sözde)bildiği ya da muhtemelen geçmişte yapmış olduğunu iddia ettiği bir iştir. Önemli olan odun kırma işini en iyi şekilde yapabilecek gücünüzün şu an var olup olmadığıdır? Çünkü geçmişte yanmış odun, kül olmuş bitmiştir atılmıştır evrende varlığı bile söz konusu değildir. Tarihimizde birçok atasözü mevcuttur ancak bu sıra dillerden düşmeyen bir atasözümüzü hatırlatmak istiyorum.

 

“Sen ağa, Ben ağa bu ineği kim sağa?”

Benzeri kişilere İnek nasıl sağılır? diye sorduğumuzda birçoğumuz bu işin nasıl yapıldığı ile ilgili yorum yapabiliriz. Hatta bazılarımız öyle bir anlatırlar ki, sormuş olduğunuz soruyu bile unuttururlar, size yer yüzünde kaç bin çeşit inek olduğunu bunların nerelerde yaşadıklarını sağım işleminin nasıl yapılabileceğini anlatır dururlar, sağım teknolojisinden başlarlar 4.0 sanayi devriminden çıkarlar. Hangi otla beslendiklerini, etlerinin ne kıvamda olduğunu, senede kaç kere buzağıladıklarını vs. kısacası sorduğunuz sorunun cevabı dışında doğru-yanlış binlerce şey duyabilirsiniz bunun adı öğrenme değildir. Sormuş olduğunuz sorunun cevabını almanız mümkün değildir bu tiplerden, zaten cevabı da bilmezler. Hele bir de iş o işi yapma sırası kendilerine geldiğinde bırakın ineği sağmayı kenarına bile yaklaşamazlar can korkusu nedeniyle. Derler ki her şeyin başı sağlık. ”Ben korkarım” “Beni tepme ihtimali var” Evet gerçekten de her şeyin başı sağlık.

 

Dünyanın en değerli şirket ve yöneticileri aralarında gösterilen istisnaları hariç birkaç dolar bütçe ile başlamış Microsoft, Apple, Facebook, Tesla, Twitter Amazon şirketlerinin başı öncelikli olarak yazılı olmayan ahlaki değerler, sonrasında ise yazılı olan hukuk kuralları yüzünden belada. Birkaç dolar için diyerek çıktıları bu yolda doğru olduğunu bildikleri halde yıllardır uygulamadıkları doğrular karşılarına dağ olarak çıkmaktadır. Şirket çalışanları yaptıkları şeylerin öncelikli olarak vicdan dediğimiz sonrasında ahlaki değerler ve en son olarak da yazılı olan hukuk kuralları nedeniyle, gördükleri yanlışlıkları bas bas bağırır olmuştur. Belki yaradan korkusu nedeniyle imana gelmişlerdir bilinmez. Belki de boş vakitlerinde şirketlerinde oynadıkları şeker patlatma oyunlarından sıkılmış daha büyük bir oyunun parçası olduklarının farkına varmışlardır o da bilinmez.

Bilişim sektörünce ahlaki ve hukuk kuralları temel alan yasalar dünyanın GDPR vb. gibi dört bir tarafında gündeme gelmekte olup dünyanın parmakla gösterilen her bir şirkette esas olarak işi yapan kişiler tarafından yanlışlar ifade edilmeye başlanmıştır. Geçmiş yıllarda ortaya çıkan NSA’ın bilgi toplama araçlarının sızdırılması ve wikileaks julian assange, en son örneklerden bir tanesi de Google’ın üzerinde çalıştığı Google’ın silahlanma projesidir ve bence en önemlilerinden biri olan “Microsoft çalışanları: Çocukların ailelerinden ayrılmasına suç ortağı olmak istemiyoruz!” açıklamasıdır.

Dünyada bilişim sektöründe çalışan akademik kariyeri olan birçok çalışanın Google çalışanlarının çalışma ortamlarında gördüklerinde şaşkınlıklarını gizleyemez. Son derece rahat bir ortamda çok yüksek maaşlarla iş yapmaktadırlar. Ev araba almak çocukları iyi eğitim verecek okullara göndermek gibi basit ama temel hayati insani problemleri yoktur. Ama buna rağmen bu insanlar yaptıkları şeyin ne olduğunun farkına varmışlardır ve dünyanın huzuru için girişimlerde bulunmaya başlamışlardır.

Birkaç dolar için diye çıkılan yolun sonu Dünya’yı hüsran’a doğru götürmektedir. Bu süre içerisinde Dünya’ya ahlaki ve hukuki anlamda Türkiye’nin öncelik edecek yetişmiş beyinleri mevcuttur. Bu beyinlerin acilen  sistem içerisinde etkileşimlerde bulunmaları gerekmektedir.

Hatırlatmakta fayda var.

Kişinin yaptığı işi çok iyi yapması ve çok daha iyi şartlar altında yapmak istemesi dünyanın en normal davranış şeklidir. Hak’tır.