Sinan YÜCE

“Yeni Nesil”Belirsizlik İlkesi

Dünya çok “zor” dönemden geçiyor ve bana göre dönemi esas “zor” yapan herkesin her şeye vakıf olmasından, herkesin her şeyi “çok”, “süper” ,“harika” veya “muhteşem” bilmesinin yarattığı belirsizlikten geliyor.

Sadece “okuma”-“yazma” bilerek (bildiklerimizin üzerine) doğru-yanlış “ekleyerek” neler öğrenebiliriz, işte basit bir anekdot:

“Karl Werner Heisenberg’in 1927’de ortaya attığı Belirsizlik İlkesi, fiziksel anlamda bir parçacığın bazı farklı özelliklerinin aynı anda sonsuz hassaslıkla ölçülemeyeceğini belirten bir ilke olarak bilinir.

1927 yılında Alman fizikçi Karl Werner Heisenberg tarafından ortaya atılan Heisenberg Belirsizlik ilkesi kuantum mekaniğinin en büyük ve önemli yaklaşımlarından biridir. Özüne inildiğinde doğadaki en temel olguların ve niceliklerin belirsizliğini anlatan Belirsizlik ilkesi, ayrıca klasik fizik ile kuantum mekaniğinin birbirinden ayrıldığı noktadır. Genel hatlarıyla bakıldığında belirsizlik ilkesi (konum ve momentum için) fiziksel bir sistemde konum ve momentumun aynı anda kesin olarak belirlenemeyeceğini, daha doğrusu bu niceliklerin sadece bazı karakteristik belirsizliklerle bulunabileceğini söyler.

Particle-Physics-Image-on-the-Future-Human-Website-011

Δx: Konumdaki belirsizlik,

 Δp: Momentumdaki belirsizlik

ΔE: Enerjideki belirsizlik

Δt: zamandaki belirsizlik

Δx⋅ΔP≥ h4π

Δx⋅ΔP≥ ℏ/2

ℏ=h/2π

ΔE⋅Δt≥ h4π

ΔE⋅Δt≥ ℏ/2

ℏ=h/2π


Alman fizikçi “Karl Werner Heisenberg” özetle, atomaltı parçacıkların niceliklerinden birinin kesin olarak bilinmesi, diğer niceliği etkileyecek ve belirsizliği artıracaktır…” sonucuna ulaşmıştır.Ulaştığı sonucu kuvvetlendirmek içinde yakın dostu Einstein’ın “eşzamanlılık kavramını kavrayamadığını” defalarca kez söylemiştir.

Çok biliyor olmamızdan ötürü,Heisenberg’in belirsizlik ilkesi ile ilgili Einstein’ı ikna etmek ve belirsizliği ispatlamak için atladığı nokta belki de ; “Google”, “Yandex”,”o”,”bu””şu” internette arama sonuçlarında ya kütüphanelerde,orada,burada, bulamayacağınız, ışık testi yeri yerine (!) testinin yapılmış olması gerektiğiydi?

Belirsizlik İlkesini anlaşılmayan“bilimsel” ifadelerle boğmamak ve anlaşılabilir hale getirmek için devamını paylaşmıyorum. Merak edenler,İnternetin sadece 1/1000000’u olan çok sevilen-çok öğretken “Google” “yahoo””o””bu””şu” marifeti ile  “belirsizlik ilkesi” yazıp  farklı kaynaklardan okuyabilirler…

Yaradan’ın bizlere bahşettiği “aklı” kullanarak ve mevcut bildiklerimizle buraya kadarki bildiğimizi sandığımız şeyleri yukarıda öğrendiğimiz formül sayesinde sınayabilecek durumdayız.

İsterseniz belirsiz olan bildiklerinizi belirgin hale gelip gelmediğini ya da net olarak bildiklerinizi sınamak için yukarıda verilen formülde (temel seviyede matematik-fizik bilgisi gerektirir) yerine koyarak deneyebilirsiniz.

Sonuç olarak;

Konusunda; yani her alanda, atomaltı parçacık olarak ifade edilen niceliklerinin bilimsel olarak bilinmesi, bilinmek-öğrenilmek istenmesiyle doğru orantılıdır.

Belirsizlik-İlkesi

Dünya çok zor dönemden geçmeye çalışırken,quantum internet teknolojilerinin oluşturulmaya çalışıldığı bu zor dönemde;Esas konumuz olan Bilgi-Bilişim Güvenliği ve Yönetiminde ise  bu durum:

Donanımlara bağlı, yazılımsal faktörler geliştirmeye açık değilse, donanımların nitelikleri gerekli güncelleştirmelerle zorlanmalıdır.Donanımlar hem donanımsal, hem yazılımsal(syntax) olarak gerekli ihtiyaçlara cevap veremez, çağın teknik ve teknolojik özelliklerinin gerisinde kaldıysa, yani güncellenemez ve gömülü durumdaysa eskimiş durumdadır.Bilinen ya da bilinmeyen tüm yöntemleri kullansanız da yani ne yaparsanız yapın “eskimiştir ve eskiden yeni olmaz.” Bu durumda bilinen- eskimiş bilişim güvenliği ve yönetim kaynaklarını “sınadıktan sonra”  “yeni”si ile değiştirmek dışında yapabilecek bir şeyiniz kalmaz.

Yaradan’ın bahşettiği; yeryüzünde varlığından habersiz olduğumuz ve belki de varlığını öğrendiğimizde şaşkınlığımızı gizleyemeyeceğimiz, bildiklerimizi tekrar gözden geçirmemizi sağlayacak milyarlarca bilinen-bilinmeyen-belirli-belirsiz başka şey varken, eldeki imkânları amacına uygun sonuna kadar kullanmak ya da kullanmayı bilmek gerekir. İmkânınız varken kullanmayı bilmiyorsanız, ya bilmiyorsunuzdur ya da  “yanlış” içerisindesiniz demektir.

Buna diğer bir anlamla “iman varsa imkân da vardır” diyebiliriz.

Paylaşmakta Fayda var;

Bilimsel gerçeklere göre yaşayamıyorsanız, bilginiz-hayatınız sanal, size kalan da yaşadığınız gerçekleriniz(geçmiş) olur.